2019 ve Gelişen, Değişen Dönüşüm Anlayışı

E Mini
2019-02-19 Etiya Marketting
Banner26

2018 yılında, tüm pazarlar ve sektörleri etkileyen pek çok farklı gündem ile dijital dönüşümün hızlı gelişim sürecini hep birlikte gözlemledik.

Dünya genelinde artık dijital dönüşüm, popüler ve güncel bir terim olmanın çok ötesine geçmiş durumda. Öyle ki, yakın zamanda dünya genelinde yapılan bir çalışma; online şirketlerin %97’sinin dijital dönüşüm sürecini başlattığını gösteriyor. Bu oran online olmayan şirketler için %67’ye kadar yükselirken, aynı araştırmanın 2017 sonuçları ile kıyaslandığında dijital dönüşüm sürecinde %20’lere varan bir artış görülmektedir.

Bu noktada, dijital dönüşümün değişmeyen ve daha da hız kazanan yükselişinin arkasında çok güçlü faktörler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tüm faktörler arasından öne çıkan 3 kritik faktöre dair önemli noktaların üzerinde durmak anlamlı olacaktır.

Bu 3 faktörden ilki; global sorunlar ve birbiri ile oldukça alakalı olan verimlilik ve karlılıktır. Verimlilik ve karlılık faktörleri riskli ekonomik göstergelerin arttığı pazarlarda, bağımsız akıllı yönetimler için daha verimli iş yapma gereksinimi ortaya çıkarmaktadır. Bu açıdan bakıldığında etkin bir maliyet yönetimi öne çıkan alanlardan biridir. Örneğin, sağlık ve imalat sektörlerinde verimlilik ve maliyet azaltılması noktasında “dönüşüm” %40 seviyelerinde olduğu için en öncelikli tercih sebebidir.

Dijital dönüşümün değişmeyen ve daha da hız kazanan yükselişinin arkasında bulunan faktörlerden bir diğeri ise, son yıllarda büyük gelişim gösteren sürdürülebilirliliktir. Çünkü farklılaşan rekabet unsurları, kurumların içinde bulundukları pazar koşulları ve büyüme güçlükleri sürdürülebilir bir iş modeli için dijital dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Örneğin finans, sağlık ve imalat sektörlerinde dijital dönüşüm için ikincil öncelikli faktör olarak konumlandırılan büyüme kavramı, perakende sektörü için açık ara birincil öncelikte kendisini göstermektedir.Pazar büyümesi kısıtlı olan ulaşım gibi sektörlerde ise, “dönüşüm” büyümeden ziyade “rekabeti yönetme” gerekliliği olarak ilk öncelikte yer almaktadır.

Son olarak hız faktörü, dijital dönüşümü bugün için olmasada özellikle 5G teknolojilerinin hayata geçmesi ve yayılımı sonrasında kurumların hayatında yerini daha da güçlendirecek diyebiliriz. 5G teknolojilerinin ivmelendirmesiyle birlikte bugün, tam anlamı ile uygulanabilir olmaktan uzak kişiselleştirilmiş teklif yönetimi merkezde yerini alacak. Bu açıdan bakıldığında bugün itibarıyla kurumların öncelikli olarak ana faaliyet alanlarına yaptıkları dönüşüm yatırımının önümüzdeki dönemde pazarlama’ya doğru kayacağını öngörebiliyoruz. Hatta yapılan araştırmalar perakende sektörününün bu anlamda öncülük yaptığını göstermekte. Bu sektördeki kurumların %39’u dönüşümü öncelikli olarak pazarlama için yaptığını belirtiyor. Müşteriye yakınlığı itibarıyla bakıldığında bu bizi çok da şaşırtan bir durum olmasa gerek.

Elbette dönüşümü tetikleyen bu 3 faktöre ek olarak özellikle dönüşüm sürecini ve kurum içi sonuçlarını etkileyen diğer bir etkende “insan” faktörüdür. Araştırmalara göre planlama, deneme ve uygulamaya geçiş süreçlerinde dijitalleşmenin önündeki en büyük zorluklar; çalışan yetkinlikleri ve buna bağlı olarak kurum kültürünün hazırlıksız olması şeklinde karşımıza çıkıyor.

Tam da bu noktada kurumların önüne dijital dönüşümde liderlik, çeviklik, doğru iş süreçlerinin oluşturulması, organizasyonlar ve çalışanlar için kurum kültürünün dijitale adaptasyonu gibi asla ihmal edilmemesi gereken faktörler çıkıyor. Bazı şirketlerin dönüşüm kavramını kendi kullandıkları teknolojilerin evrilmesi olarak görmesi; dönüşüme karşı direnen çalışanlar ve karar vericiler riskini yaratırken, çalışanların dönüşüm kavramına geleneksel ve kısa vadede işe yarayan bir iş modeli olarak bakmasına neden oluyor.

Bu durum zaman ve emek kaybının yanısıra, geri gelmesi çok zor mali zararları da beraberinde getiriyor.

Artık kurumlar için sürdürülebilirlik kavramının farklı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü her alanda yaşanan sürekli değişim ve farklılaşan rekabet; çevik süreçlere sahip yenilenebilen iş modellerine odaklanmayı gerektiriyor. Böylesi bir iş yapış biçimi, ancak stratejiden operasyona kadar kurumların her anında içselleştirilmesiyle mümkün olabilir. Bu noktada “dönüşüm” ekseninde kültür ve çalışma alışkanlıklarının verilmesi oldukça önemlidir. Bu eksenin yönetim sürecinde en büyük rol üst yönetimlere ve dönüşüm liderlerine düşerken, kurumdaki her bir çalışanın da sadece uyum sürecinde değil aynı zamanda dönüşümde de önemli aktörler olduğu bilinen bir gerçektir. Öyle ki; yapılan araştırmalar değişimi yöneticilerden ziyade alt kademelerde çalışan personellerin farkındalığının artması ile çalışanlar nezdinde değişimin önemli parçaları oldukları anlayışı yaratırken, dönüşüm sürecini de çok hızlandırmaktadır.

Yeni ekonominin uzun dönem stratejileri, başarı için inovasyon ve deneyim tasarımını kurumların DNA’larına işlemek durumunda. Sürekli yenilenebilen şirketler; kurum içinde bilgi ve geribildirim akışını 360 derece yönetirken, çalışan yetkinliklerinin dönüşüme paralel geliştirilmesi oldukça kritik bir süreç olarak öne çıkıyor.
Dijital dönüşüme olan uzaklık ya da ekseninin doğru belirlenmemesi kurumlar içinde belirsizlik ve bilgisizlik oluşturuyor. Bu da yapay zekanın çalışanlar için bir tehdit olduğu inancının yaygınlaşması gibi aşılması zor ve zaman alacak bariyerlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Doğru bir kültür oluşturulmadığı takdirde dönüşüm tabiatına aykırı gelişmeler, dijitalleşmenin önünde ayak bağı olmaya devam edecek diyebiliriz.

Kuruluşundan bu yana geçen 15 yıl boyunca insan odaklı bir çalışma ortamına ve teknoloji gelişimine inanan ETIYA, 2019 yılında dijital dönüşüm danışmanlığı alanındaki hizmetlerini farklı bir boyuta taşımaya hazırlanıyor. Bir yandan eksiksiz ürün ve çözüm portfüyü ile uçtan uca dijitalleşmeyi bulut servisleri üzerinden verebilen ETIYA, diğer yandan da kurumların bu anlamda ihtiyaçları olan liderlik, süreç yönetimi, kültürel dönüşüm ve adaptasyon konularında da derinleşmiş ve kuruma özel insan odaklı hizmetler sunacak. Böylelikle, ETIYA ile çalışan kurumlar için tam bir dijital dönüşüm tecrübesi sağlanmış olacak.

2019 yılı, dijital dönüşüm kültürünü tüm kurum içi kaynaklara etkin şekilde yayabilen şirketler için rekabette fırsatlarla dolu bir dönemi adresliyor. ETIYA, bu yolculukta müşterilerinin en yakın teknoloji iş ortağı olmaya devam edecek.

2019-02-19
Diğer Paylaşımlar